Kan damar (atar damar, toplar damar ve kılcal damar) duvarlarının iltihabı anlamına gelen vaskülit, damarlarda kalınlaşma, daralma, zayıflama gibi değişiklikler yaparak damarların hasarlanmasına yol açar. Bunun sonucunda damarın beslediği doku ve organlara kan akışı sınırlanacağı için doku ve organ hasarı meydana gelir. Herhangi bir yerde herhangi bir tip ve büyüklükte damar etkilenebileceği için vaskülitler tek bir hastalık değil, çok geniş ve çeşitli hastalıkların oluşturduğu bir grup hastalıktır. Bir organ da, birden çok organ ve sistem de etkilenebilir. Akut (kısa süreli) veya kronik (uzun süreli) olabilir. Behçet hastalığı, dev hücreli arterit (temporal arterit), Takayasu hastalığı, poliarteritis nodoza, granulomatöz polianjiit, eozinofilik granülomatöz polianjiit, henoch schönlein purpurası, kütanöz küçük damar vasküliti bazı vaskülitlere örnek olarak sayılabilir. Her yaştan, her ırktan insanı etkileyebilir ama bazı özel vaskülit türlerinin belli yaş gruplarında görülme ihtimali daha fazladır.
Vaskülit belirtileri nelerdir?
Ateş, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı, nefes darlığı, kanlı balgam, kronik sinüzit, kanlı kabuklu burun akıntıları, tekrarlayan ağız aftları, cinsel bölgede yaralar, kronik kulak enfeksiyonları, işitme kaybı, eklem ağrıları ve şişmeleri, kas ağrıları, gece terlemesi, deri döküntüleri, deride yaralar, vücutta uyuşma ve kas kuvvetsizliği, gözde kızarıklık, görme kaybı gibi belirtilerin biri veya birkaçı beraber görülebilir.
Vaskülitin tanısı nasıl konur?
Tanıda bulgular, klinik muayene, laboratuvar testler, bazen biyopsi ve görüntüleme teknikleri (grafiler, EKO, doppler, BT anjiyo, MR anjiyo) birlikte değerlendirilir. Vaskülitler nadir görülen hastalıklar olduğu için benzer bulgu belirtilere sebep olan diğer hastalıklarla ayırıcı tanısı iyi yapılmalıdır. Özellikle tanı konulamamış, sistemleri etkileyen bir hastalık söz konusu olduğunda vaskülit akla gelmelidir. Bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç verileceğinden özellikle enfeksiyonların dışlanması çok önemlidir.